Türkiye Cumhuriyeti 15 Temmuz gecesi büyük bir badire atlattı. Demokrasimiz bir kısım cuntacının darbe girişimi heves ile tehdit altına alınmış ancak halkımızın iradesi bu girişimi bertaraf etmiştir.
Darbe girişimi başarılı olsaydı sadece demokrasi değil, hukuk, ekonomi ve toplumsal huzurda katledilecek, ülkemiz Arap Coğrafyasını aratmayan bir görüntüye bürünecekti. Bu süreçte ülkemiz tarihi bir facianın eşiğinden dönmüş oldu. Milletimizin kararlı duruşu darbe girişiminin başarısız olmasının en önemli etken olmuştur. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.”
Türkiye Cumhuriyeti daha önce darbeler yaşadı. Ancak hiç birinde Gazi Meclis ve kamu kurumları bombalanmamış ve silahsız insanlara ateş açılmamıştı. Bugün yaşanan ise insanlık dışı bir girişimin resmi olduğu, vatan millet sevgisinin dışında ülkenin bölünmez bütünlüğünün hedef alındığının kanıtıdır.
Dolayısıyla; Türkiye Cumhuriyetinin anayasal düzenini yok etmek ve bölmek amaçlı yapılan bu darbe teşebbüsünün sorumluları ve faillerinin bir an önce bulunması ve yargılanması gerekmektedir. Bu uygulama yapılırken, evrensel hukuk kuralları çerçevesinde yen mağduriyetler oluşturulmamalıdır. Böylece yen kutuplaşmalar ve düşmanlıkların oluşmasına mahal verilmemelidir. Ayrıca; Elbette darbeyle ilişkisi olanlar tasfiye edilmeli ve cezalandırılmalıdır. Ancak yerlerine yapılan atamalar ve görevlendirmelerde ise liyakat ön planda tutulmalıdır. Atamalarda siyasi ve ideolojik fikirler ön plana çıkmamalıdır. Aklı selim hareket edilmeli ve ülkemizin birlikteliği çerçevesinde tutum sergilenir ise süreç daha rahat ve bir arada atlatılabilecektir. Bugün, ülkenin Yeni Kapı Ruhunu da siyasi hedeflere yem etmemek, bu doğrultuda siyas beklentiler rafa kaldırmamız tarihe karşı taşıdığımız bir sorumluluk olarak görülmelidir.
Özetle milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un ifade ettiği gibi, “Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez”