Yaptığınız İşi Seviyorsanız Çalışıyor Sayılmazsınız

1459
İrem Bahar kimdir?
1990 Giresun doğumluyum. Ortaöğrenimimi Özel Yavuz Fen Lisesi’nde tamamladıktan sonra yükseköğrenim için KKTC Yakın Doğu Üniversitesi’ne gittim. Son sınıf stajımı İzmir Ege Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra 2013 yılının Temmuz ayında Giresun’a döndüm.
Öncelikle Giresun insanı yaşam standartları nasıldır?
Üniversiteye 2008 yılında başladım. O zamanlar bu meslek alanı ile ilgili pek bir bilgim yoktu. Sadece 5 fakültede vardı. Biraz araştırma yaptıktan sonra ilgimi çekmeye başladı ve tek tercih yapıp yerleştim. Okula başladıktan sonra bölümden daha çok keyif almaya başladım. Şimdi de işimi severek yapıyorum. Zaten yaptığınız işi seviyorsanız, çalışıyor sayılmazsınız. Ben de insanlara olan faydamı gördükçe mesleğe daha çok sarılıyorum ve bu artık benim için mutluluk kaynağı haline geldi.
Diyetisyenlik nedir?
Diyetisyenlik; büyüme, gelişme ve ömür boyu tüm bireylerin sağlığının korunması, geliştirilmesi, yaşam kalitesinin arttırılması için beslenme biliminin ilkeleri doğrultusunda bireysel ve toplu beslenmenin plan ve programlarını düzenleyen; besin ögesi, besin ve beslenmeden kaynaklanan sağlık sorunlarını araştıran, değerlendiren, çözüm yolları bulan; var olan besin kaynaklarının ekonomi ve sağlık kurallarına uygun olarak kullanılmasını sağlayan, besin denetimini yapan, bu konularda fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik olarak sağlıklı yaşam biçimlerinin benimsenmesi amacıyla bireyi ve toplumu bilgilendiren, bilinçlendiren, doğuştan ve sonradan oluşan hastalıklar ve diğer özel durumlarda tıbbi ve cerrahi tedavilere uygun, doğal ve tedavi edici besinlerin bileşimlerine göre beslenme programı planlayan, eğitim veren, uygulatan ve izleyen sağlık meslek alanıdır.
Kilosu olanlar mı sadece diyetisyene gider?
Diyetisyenlerin çalışabildiği alanlar şu şekilde sıralanabilir:
Eğitim kurumlarında eğitici diyetisyen olarak,
Hastanelerde tedavi edici diyetisyen olarak (bugün bu alan pek çok alt alana ayrılmıştır. Bunlar; diyabet diyetisyenliği, renal diyetisyenlik, onkoloji diyetisyenliği, enteral-parenteral ünite diyetisyenliği, poliklinik diyetisyenliği vb.),
Toplu beslenme yapılan kurumlarda yönetici diyetisyen olarak (okul, banka, kamu kurumu, yaşlı bakım evleri, yemek fabrikaları vb.),
Toplum sağlığı diyetisyeni olarak (bakanlıklar, ana-çocuk sağlığı merkezleri, uluslararası yardım kuruluşları vb.),
Besin endüstrisinde ürün danışmanı olarak,
Özel danışmanlık ofislerinde,
Sağlık kulüpleri, fitness merkezleri vb. yerlerde danışman olarak,
Sporla uğraşan kulüp ve gruplarda beslenme uzmanı olarak,
Gazete-dergi yazarlığı, radyo-TV gibi medya programlarında danışman ve program yapımcısı olarak.
Diyetisyen sektörünün geçmişi nedir, Giresun’da durum nedir?
Hayır. Toplumda bu algı fazlasıyla var, yeni yeni kendimizi tanıtmaya başladık desem çok da yanlış olmaz sanırım. Evet, kilolu olan bireyler diyetisyene gider. Ama tabi ki bununla sınırlı değil. Aynı zamanda zayıf olan bireyler ideal kiloya ulaşmak için veya tüm bireyler yeterli ve dengeli beslenmenin nasıl mümkün olacağını öğrenmek için başvurabilirler. Ayrıca tüm kronik hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi, yaşlılık, okul çağı çocukları, ergenlik dönemindeki bireyler, gebelik ve emziklilik dönemindeki bireyler ve sporcular için; kısacası tüm bireyler için beslenme programı hazırlıyoruz. Bizim asıl amacımız; danışanlarımızı sadece zayıflatmak ya da kilo aldırmak değil, yeterli ve dengeli beslenmeyi öğretip, yaşam tarzı haline getirmelerini sağlayıp, sağlıklı yaşamalarına destek olmaktır. Şunu unutmayalım! Beslenme tedavisi kişinin boyuna, kilosuna, yaşına, cinsiyetine, genetik ve çevresel faktörlere, fiziksel aktivite miktarına vs. göre değişiklik gösterir. Diyet kişiye özeldir ve sadece diyetisyen tarafından programlanmalıdır. Lütfen, sürekli farklı formlarda ortaya çıkan, popüler diyet diye adlandırdığımız, uzun vadede sağlığı bozan diyetlerden uzak durun.
Şuan hangi kurumlar ile çalışıyorsunuz?
Ülkemizde “Beslenme ve Diyetetik” bölümü ilk kez 1962 yılında Hacettepe Üniversitesi’nde kurulmuştur. İlk diyetisyenlerin mezun olduğu 6 Haziran günü, 1989 yılından itibaren “Diyetisyenler Günü” olarak kutlanmaktadır. Şu an ise Türkiye’de toplam 62 adet Beslenme ve Diyetetik Bölümü bulunmaktadır.
Giresun’da kamu ve özel hastanelerimiz ve özel danışmanlık ofislerinde çalışan meslektaşlarım var.
Ben ise GiresunSpor Kulübü, Özel Filiz Diyaliz Merkezi ve tabi ki İrem Bahar Beslenme ve Diyetetik Danışma Merkezi.
Diyet programı uygulayanların süreci devam ettirmeleri için bir yöntem var mı veya neler önerirsiniz?
Şimdi bahsettiğimiz bireylerin diyetlerini benimsemesi en öncelikli hedefimiz. Her bireyin alışkanlığı, aile yapısı, yaşam biçimi farklıdır. Zaten beslenme programı da kişiye özel olduğu için, karşılıklı konuşarak, tartışarak diyetini hazırlıyorum. Bazı besinleri almasına engel bir olacak herhangi bir alerjik durum veya kronik hastalığı yoksa zaten herhangi bir besin için “kesinlikle yemeyeceksin” demiyorum. Bizim için önemli olan yiyeceğin ne olduğundan çok ne miktarda tüketildiğidir. Kalori sınırlaması yapıp, öğünleri düzenledikten sonra zaten sorun kalmıyor. Sürekli diyalog halinde olduğumuz için de, beslenme programında uygulaması güç bir öğün olduğunda müdahale ediyorum. Danışanlarla her hafta görüşüyoruz, bu nedenle bireyin isteği doğrultusunda, kalori hesabı yaparak menülerde değişiklik yapıyorum; bu sayede sıkılmıyorlar. Daha önce de bahsettiğim gibi hasta psikolojisinden çıkıp, diyeti yaşam tarzı haline getirdiğimiz için sıkıntımız olmuyor. Birey, “diyet yapıyorum, asla … yiyeceği tüketmemeliyim” algısından uzaklaşıyor ve tabi ki sonuç; karşılıklı memnuniyet ve mutlu son J.
Kısa meslek hayatında karşılaştığınız ilginç olaylar var mı?
Tabelayı gören bilgi almak amacıyla uğradığı için, sık sık “siz şimdi burada ne yapıyorsunuz?” “birlikte spor mu yapacağız?” gibi sorularla karşılaşıyorum. Tabi ki bilgilendirdikten sonra insanların bakış açısı değişiyor. İnanıyorum ki zamanla Giresun’da “Diyetisyen” denildiğinde akla sadece “zayıflatan kişi” gelmeyecek. Bu tabi ki benim ve diğer meslektaşlarımın danışanlarını bilgilendirmesiyle mümkün.
İnsanlarımızın beslenme alışkanlıkları doğru mu, genel olarak nelere dikkat etmeliyiz?
Beslenmenin sağlıklı ve kaliteli bir yaşamın temel koşulu olduğunu hemen hemen hepimiz biliyoruz. Peki, bu kaliteli yaşam bilincine ulaşmak için neler yapmalıyız? Yetersiz ve dengesiz beslenme, fazla kilolardan ciddi sağlık sorunlarına kadar birçok sıkıntının kaynağı… Günümüzde kalp, bazı kanser türleri ve diyabet gibi birçok hastalığın riskinin azaltılmasında beslenmenin önemi göz ardı edilemez. Yeterli ve dengeli beslenmede ilk dikkat etmemiz gereken şey, yaşam tarzımıza ve koşullarımıza uygun bir beslenme düzenini benimseyip benimseyemediğimiz. Sağlık otoriteleri, toplumlara yönelik sağlıklı beslenme alışkanlıkları yaratmak için çeşitli öneriler getiriyor. Dünyanın farklı yerlerinde bu öneriler küçük farklılıklar gösterse de, genel olarak kabul görenleri şöyle sıralayabiliriz:
Taze sebze ve meyveler, kuru baklagiller, tam taneli tahıllar ve fındık, ceviz gibi besinleri daha fazla tüketmeliyiz.
Beslenme ile aldığımız toplam yağ tüketimini azaltmalı, yağ türü olarak zeytinyağı ve bitkisel yağları tercih etmeliyiz.
Şeker ve şekerli yiyecek-içecek tüketimini azaltmalıyız.
Tuz tüketimini mümkün olduğunca azaltmalı ve iyotlu tuz tercih etmeliyiz.
Alkol tüketimini sınırlandırmalıyız.
Sağlıklı tercihler yapabilmek için, sağlık otoritelerinin beslenme konusundaki önerilerine kulak vermeliyiz.
Yaşam boyu düzenli olarak yapabileceğimiz bir fiziksel aktivite seçmeli ve düzeyini düzenli olarak arttırmalıyız.
Giresunluların uzun yaşamalarının sırrında vejetaryen mutfağımı yoksa başka etken mi var?
Evet, TÜİK verilerine göre beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu il seçildik. Sadece vejetaryen beslenme ile sınırlandırmamız yanlış olur. Daha çok doğal beslenmeden kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü Giresun’da insanlar genellikle kendi ürettikleri gıdalarla besleniyorlar. Üretemeyen bireyler de kolayca ulaşabiliyor. İşlenmiş gıdalara pek tenezzül etmiyoruz. Ayrıca tabi ki temiz hava ve fiziksel aktivite; çevremizdeki yaşlı bireyler bile tarlada, bahçede çalışıyor hatta fındık topluyorlar; en az bizim kadar yürüyorlar. Bence, yaylalardaki temiz hava ve doğal beslenme ile daha uzun yaşayabiliyoruz.
Giresun iş dünyasını ve ticaretini nasıl görüyorsunuz?
Giresun’da ticaret tarım ağırlıklı olmak kaydı ile küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluştuğunu görmekteyiz. Fındık varsa ekonomi rahat, fındık yoksa ya da aşırı derecede var ise fiyat düşüklüğünden dolayı sorunlu bir ekonomiye sahibiz.
Bugünkü şartlarda ilimizde ekonomi zorluklar dikkat çekiyor. Fındığın olmayışı ciddi sorun teşkil ediyor. Giresun’da havaalanı ve ulaşım altyapısı beklentisinin ticari hareketliliği artıracağı beklentileri var. Bu beklentilerin boş olmadığını havaalanı ile turizmde hareketlenmenin sağlanacağı görülmektedir.